Main menu:

September 2010
M T W T F S S
« Dec    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Archive for 'Projeler'


Gri Renkli Notlar: Fiktif İntihar Mektubu

Bir süredir uzun yazılar yazmamı engelleyen bir şeyler büyüyordu içimde; yaptıklarımı geciktiriyordum, kafamı toparlayamıyordum. Uzun bir uğraş sonunda, tıkanıklık yapan ne varsa içimde yazıya döktüm, kurtuldum.

Bilmiyorum belki üçüncü sayfa haberlerinden esinlendim, belki etrafımda ayıplanarak anlatılan öykülerden. En sonunda kendimi intihar olgusu ve intihar mektupları üzerine düşünürken buldum. İnsanların kararlı bir şekilde ölüme giderken arkasında bırakmak isteyecekleri kırıntıların neler olabileceğini kurguladım durdum. Nihayetinde, insanı intihara sürükleyen şeylerin dile getirilmesinin, intihar mektubunu bekleyecek kadar geç olmaması gerektiğine karar verdim. Kızılan şeylerin, içinden çıkılmazların yaşarken söylenmesinin, bir insana daha çok faydası olacağını düşündüm ve kafamın içindeki tilkilerle yaşadığım yaklaşık 1-2 aylık fısıldaşma sonunda, elime kalemi alıp bir deneme yapacak kadar çok şey biriktirdim kafamda.

İşte Gri Renkli Notlar‘ım, yani fiktif intihar mektubu girişimim buradan ortaya çıktı. Olabildiğine düzensiz, olabildiğine içimden geldiği gibi yazdım, sıkılınca kestim attım; ortaya çıkan şey düşündüğümden farklı olduysa da, içimi rahatlattı. İster buraya, ister aşağıdaki resme tıklayarak siz de göz atabilirsiniz, eleştirilerde bulunabilirsiniz.

Gri Renkli Notlar

Evet, bu mektup tamamen kurgusal. Siz heyecanlanıp beni aradığınızda, ben hala yaşıyor olacağım. Fakat bu mektupla içimde hiçbir şeyin ölmediğini de söylemem. Örneğin çok uzunca bir süre bu blog’a yazı girmeyi düşünmüyorum. Buranın düzenliliği içimi sıkmaya, üzerimde bir yük oluşturmaya başlamıştı artık. Onun yerine daha çeşitli yerlerde, kendimi aramaya devam edeceğim; kalıpları üzerimden atıp içimi sıkan şeylerden elden geldiğince uzaklaşmaya çalışacağım.

Şimdilik uzun yazılara, zorlama işlere elveda. Sizlerle de görüşmek üzere.

Google Summer of Code 2009

Eski öğrencisi e-posta listesine düşen bir duyuru ile öğrendiğime göre Google Summer of Code 2009 için afişler ve logolar hazırlanmaya başlanmış bile. Görünüşe göre 9-13 Mart içinde AKK proje başvuruları, 23 Mart-3 Nisan arası ise öğrenci başvuruları kabul edilecekmiş.

Demek ki başvurmayı düşünenler için GSOC ile ilgili bilgi edinebilecekleri bir iki yazı okuma ve kafalarının bir köşelerinde yapmayı düşündükleri veya yapageldikleri projeleri yavaş yavaş tartmanın vakti gelmiş çatmış bile. Duyurulur.

Google Summer of Code 2009 Logo

Pardus SVN Geçmişine Farklı Bakış

Her şey Google Reader’ımda şu haberi görmemle başladı ve böylece code_swarm adlı güzel mi güzel projeden haberdar olmuş oldum. Projenin ürettiği görsellere hayran kaldıktan sonra, bir de projenin AKK olduğunu öğrendiğimde içimdeki ‘kurcala’ canavarı canlanıverdi ve sıkıntı giderme zamanlarında aşağıdaki videoyu hazırladım.

Proje boyunca gelen/giden geliştiricileri, sürüm çıkartma zamanlarındaki hareketliliği ve geliştiricilerin ‘aşk’a geldikleri anları izlemek gerçekten çok zevkli :)


pardus_svn_history

Görselleri hazırlamak için http://svn.pardus.org.tr/uludag/ deposunu kullandım, müziği ise ilk aklıma geldiği gibi seçiverdim. Biliyorum her şey daha iyi olabilirdi ama o da başka zamana artık ;)

Videoyu buradan indirebileceğinizi söylemiş miydim?

Düzeltme: RSS Feed’e gömülü züp züp çıkmamış, resim yaptım bağlantı verdim.

“Ben o kitabı çok küçükken okumuştum”

Eski dizüstümü oradan buraya taşımaktan sırt disklerimi kaydırmaya ramak kalmıştı ki, Asus EEE kod adlı güzeli gördüm. Uzun inceleme yazıları okuma seanslarının sonrasında özelliklerinin, benim için oldukça yeterli olduğuna karar verdim ve gözümü kırpmadan siparişimi veriverdim. İyi ki de yapmışım.

EEEUser Wiki ve EEE kulanıcılarının takdir edilesi azmi sağolsun, bu oyuncağı, geliştirme araçları ve tam bir masaüstü ile donatmam çok zamanımı almadı. Bu bütünleşik ve de özel donanıma bir LFS kurma işinden vazgeçip (ya da buna üşenip), bu cici bilgisayarı olduğu gibi bırakmaya ve önceden derlenmiş paketlerin keyfini sürmeye karar verdim. Yalnız, kendimi bu Xandros sistemi üzerinde bir yabancı gibi hissettiğimi itiraf etmem gerek. Sistem de beni pek benimsememiş olsa gerek ki, bir iki ayarı elle değiştirmeye kalkınca kendisi ile biraz sürtüşme yaşadık. Şu sıralar aramız oldukça iyi.

Asus Türkiye üreticilerinin Q klavyeye ekledikleri mini minnacık Türkçe karakter tuşlarına hala alışmaya çalıştığımı bir kenara koyarsak, bu kitap boyutlu ve seyahat engelsiz can yoldaşını yanımda taşımaktan oldukça memnunum.

Neyse, bunun dışında, uzun süredir yapamadığım bir yaz tatilinin acısını, bu sene çok fena çıkartmaktayım. Bu sene yaz okuluna kalmayınca, keyfimce harcayabileceğim uzun bir zaman bonusu kazanmış oldum. Bu zaman sürecinde uyku ve uyanma saatlerimi günlük olarak 4-5 merdiyen kaydıra kaydıra, en son kendimi gece saat 1′de yatar ve sabah 7 civarı da kalkar buldum–tıpkı normal bir insan gibi. Eh, fırsat bu fırsat diyip, içimde Murakami‘nin yazdığı kısa makale, The Running Novelist’in gazıyla, sabahları erken kalkıp koşmaya ve hemen ardından ham kaslarımın “laktik asit… laktik asiiiiitt….” diye haykırmalarını susturabilmek için kendimi soğuk denize atıp iki kulaç atmaya başladım. Tüm bu keyiflerin yanında, mecalsiz bir şekilde denizden çıkarken, düzenli olarak karşılaştığım ve benim üç-dört katım kadar hayat tecrübesi olduğunu düşündüğüm bir beyefendi ile hergün birer cümle uzattığımız sohbetlerimizden hiç bahsetmiyorum bile.

Öğlen dinlenmelerinin ardından akşamları ise Mind Performance Hacks adlı kitabın, ‘Seed Your Mental Random-Number Generator’ başlıklı önerisine uyup, kod yazmak için aşağıdaki gibi değişik yerlere uğramaya başladım. Turkcell’in sunduğu –nispeten pahalı ve kısıtlı olan– GPRS (Edge) pakedinin de yardımıyla, internet erişim sorunumu da az çok çözmüş oluyorum.

Me - Unplugged

Okul açılana kadar bu hayatın olabildiğince keyfini sürüp, vucüt pillerini ağır sınavlara ve sıkıntılara karşı doldurmam gerekli gibi.

Dipnot: Bu girdiyi, xkcd’nin şu tespiti yüzünden, olabildiğince kısa tutmaya çalıştım, ama hala kendimden utanmaktayım :)

Evrimi Anlamak Web Sitesi yayında

www.evrimianlamak.org

Evrimi anlamak

Geçen 150 yılda yaşanan bilimsel gelişmeler gösteriyor ki, evrim kuramı olmaksızın, yaşamın tarihini ve bugününü anlamak olanaksız. Bugün, dünyanın dört bir tarafında, bilim insanları, evrim kuramını daha da geliştiren çalışmalar yapıyor. Fosil araştırmaları, genetik incelemeler, laboratuvar deneyleri… Tüm bunlar, canlılığın milyonlarca yıllık serüveninin eksiksiz anlaşılması için yeni bulgular, bu bulgular ışığında ortaya atılmış yeni hipotezler ve yeni hipotezlerin doğrulanması yoluyla, daha da gelişkin bir evrim kuramı anlamına geliyor. Bugün, bilim insanları evrim kuramının doğruluğu ya da yanlışlığı üzerine tartışmıyor. Bilim insanları artık, evrimin, canlı hayatını nereye taşıyacağı sorusuna cevap bulmaya çalışıyor. Tıptan tarıma, insanlığın dertlerine çare olan pek çok yeniliğin arkasında, canlıların zaman içinde nasıl değiştiği günümüzdeki hallerine geldikleri ve bu değişimin nasıl hala sürdüğünün bilgisi, yani evrim kuramı bulunmaktadır. Tüm bunlar gösteriyor ki, evrimin, hayatımızdaki yeri gün geçtikçe daha da genişliyor.

Ancak özellikle son yirmi yıldır Türkiye’de evrim kuramı, siyasi iktidarların eğitim alanındaki politikalarının bir sonucu olarak ilk ve orta öğrenimde biyoloji derslerinin en zayıf işlenen konusu haline gelmiştir. Bu durum, hem yaşam bilimleri alanındaki araştırmaların, hem de genel olarak halkın bilimsel gelişmelere aşinalığının artması açısından ciddi bir engeldir. Bu açığın giderilmesi ve Türkiye’de evrim eğitimi konusunda temel bir bilgi kaynağının oluşması amacıyla 2006 yılı sonlarına doğru Evrim Çalışkanları grubu oluşturuldu. İlk adım olarak, Kaliforniya Üniversitesi Antropoloji Bölümü tarafından hazırlanan “Evrimi Anlamak” isimli web sitesinin Türkçe’ye kazandırılması için bir çalışma başlatıldı. Çalışmaya, çok kısa bir süre içinde Türkiye’den ve dünyanın çeşitli ülkelerinden çok sayıda araştırmacı dahil oldu. Uzun süren bir çalışmanın ardından, asıl adı “Understanding Evolution” olan web sitesi, “Evrimi Anlamak” adıyla Türkçe yayınlanabilir hale geldi.
21 Temmuz tarihinden itibaren Evrimi Anlamak web sitesinin ilk bölümü olan “Evrime Giriş” bölümü erişime açılıyor. Çok yakın bir zamanda da sitenin geri kalan tüm bölümleri erişilebilir hale gelecek.

Bu çalışmanın Türkiye’nin bilimsel gelişimine ve aydınlanma yolundaki ilerleyişine mütevazi bir katkı yapmasını ümit ediyoruz. Geleceğimizin, dogmalardan arınmış, daha aydınlık düşünen beyinlerle inşa edileceğini, bu konuda yalnız olmadığımızı biliyoruz.

Web sitesinin daha çok insanla buluşması sitenin daha yaygın duyurusu ile mümkün olacaktır. Bilimsel düşünceden yana olan her bireyi, Evrimi Anlamak sitesinin tanıtımına katkı yapmaya çağırıyoruz.

Evrim Çalışkanları
21 Temmuz 2008

Fold.it!: İnsanlık namına protein katlayın

Eğer Fold@Home, Rosetta@Home, vb. uygulamaları kullanarak protein katlama hesaplamalarına yardımcı oluyorsanız, bilgisayarınızın oldukça sıkıcı bir şekilde, ekrandaki proteini bir o şekilde bir bu şekilde katladığını da bolca görüyorsunuzdur. Peki, bu iç bunaltıcı denemelere elle müdahele etmek ister miydiniz?

Bugün itibari ile davetiyesiz kayıt almaya başlayan Fold.it projesine katılarak, artık siz de boş zamanlarınızda (ya da dolu zamanlarınızda), eğlenceli bir arayüzden protein katlama problemine katkıda bulunabilirsiniz. Kim bilir, belki de bu oyundaki başarınız ile gelecek Nobel ödülüne siz aday gösterilirsiniz?

Ekran görüntüsü

Yakın bir zamanda, sabah uyandığımda rafımda bir kavanoz ve yunusları da buradan göç etmiş bulursam hiç şaşırmayacağım.

Kişisel not: Ekranın sol üstünde de görebileceğiniz mükemmel insan Dr. David Baker‘ın, bol uğraştırmalı bir dersin haftalık projesi olarak, oyunu test etmemizi istediğini söylesem bana inanmazlık etmessiniz herhalde?

Dipnot: Ne yazık ki hala Linux sürümü yayınlanmadı.

Bio Pipeline Contest: Dalga geçiyorsun değil mi?

Çevrimiçi bir meydan okuma kendisi ama beni pek sevmediler anlaşılan.

Bildiklerini Okuyanlar…

Ya sabır, ya sabır…

Lab’da çalışmak dediğin

Bir buçuk aylığına başladığım zorunlu olmayan -yersen- yaz stajımın ortalarına doğru gelmekteyim. Yeni bir ortam, yeni bir ülke derken zaman geçip gidiyor. Bununla beraber sabah 9 akşam 9 bana verilmiş projenin tamamlanmasıyla uğraşıyorum. Akşam eve gelip, biraların tadına bakmamla kendimi yatakta ve ertesinde gözümü açtığımda ise kendimi yeni bir günde buluyorum.

İster modern biyoloji, ister moleküler biyoloji, ister genetik, ister genetik mühendisliği deyin çok garip bir olgu – evet, sizin mesleğinizin de oldukça garip olduğunu kabul etmek gerek.

Read more »

Sürüm 0.1.2

İlk olarak, blog’uma birçok yeni kategori açtım. Artık gezegene sadece gezegenle ilgili şeyler yazmam gerekliydi. Üşengeçlikten hepimiz müzdaripiz ama sonunda gerekli iki/üç ayarı yaptım. Artık “Karalamalar” değil, “Expressed Exons”lar olacak ad. Özenti isimden anlayabileceğiniz gibi Moleküler Biyoloji ve Genetik (mümkünse biyoenformatik) konusunda da bir şeyleri düzenli olarak yazmaya karar verdim.

Read more »

Sanal Klavyelere Son Kampanyası

Bir tek ben mi sorunluyum bilmiyorum ama bu internet bankalacılıklarında sanal klavye dayatmasına gıcık oluyorum. İyi, güzel; “kötü niyetli kullanıcılar“ın işini zorlaştırıyorsunuz da, olmuyor öyle işte. Şans tanı bari kullanıcıya:

~ Kardeşim bak böyle güzel bir olayımız var ama, kendine güveniyorsan elle de yazabilirsin

de, ne biliyim bir şey de. İş Bankasında öyle mesela, elle de girebiliyorsun (Firefox’tan dolayı mıdır bilmiyorum :) ). İnternet bankacılığı ile sürekli işim olmuyor gerçi ama başkasanal klavye bankalarda sanal klavye çıkınca hevesim kaçıyor. Bir de şöyle birşey var tabii, yani dizüstünün faresini her zaman yanımda taşıyamıyorum sonuçta. O yüzden de bilmem kaç karakterlik parolamı/şifremi yavaş yavaş göstere göstere girmek zorunda kalıyorum. Yani arkamda biri izlese beni, o yavaşlıkla çok rahat görür parolamı. Ama parolamı elle girdiğimde, genel alışkanlıktan, hızlı girebiliyorum. İzlemesi de zor oluyordur tahminimce. Ama en azından, ekranı izlemekten daha zor olduğunu söyleyebilrim.

Neyse, aynen bu fikirlerimi fi zamanında Teleweb yetkililerine yazmıştım da, pek sallayan olmadı. O zamanlar GreaseMonkey‘le ve JavaScript’le yeni karşılaştığımdan bir türlü becerememiştim o sanal klavyeyi kapatmayı. Gün geldi, bugun yine faresiz parola girmek zorunda kaldım ve bu sefer uğraşlarım sonuç verdi:

YKB Sanal Klavye Önler

Bu GreaseMonkey betiği sayesinde sanal klavye gösterilmeden, elle girebiliyorsunuz Teleweb‘de parolanızı. Uyduruk bir yöntem ama işlev görüyor en azından.
Ve evet, bu sıralar JavaScript’i bolca kullanıp/öğrenmek zorunda kaldığım bir şeyler yapmam gerektiğinden GreaseMonkey‘le aram oldukça düzeldi. Çok hoş bir şey sonuçta. Beğenmediğini/arayıp bulamadığını insanlara yalvarmadan kendin yap, elinden geldiğince. Oh ne rahat. Sağolsunlar.

Bu arada kampanya manpanya demişken, destekliyoruz : İtham ediyoruz!

Saygılar efenim