#303′ün Gözünden LKD Şenliği ve Açık Günler
Genelde bu tür şeyler sıcağı sıcağına yazılınca anlamlı oluyor (özellikle de etkinliğe gelemeyenler için), ama bu seferki yazı, şenliğin arkasından çok yoğun birkaç gün geçirdiğimden taa bu güne kadar sarkmış oldu. Neyse, tüm fotoğraflar için buraya, özet için aşağıdaki yazıya göz atabilirsiniz.
1. Gün
Şenlik alanına bir 20 dakika kadar gecikmeli vardım ve ilk dikkatimi çeken şey kayıt numaram oldu: 303. Kendi kendime numaranın neden bu kadar büyük olduğunu düşünürken, günün ilk konuşmacılarından Douglas Crockford‘un olduğu salona girdiğimde pek çok şey açığa kavuşmuştu bile: dolu dolu bir salon.


Douglas’ın sunumunun sonundaki kodları, kürsü önüme geldiği için pek görememeye başlayınca işin ucu kaçtı ve soru/cevap aşamasına geçildiğinde, bir kahve için dışarı çıktım. Kendime koyu bir kahve yaparken, yandaki dolaptaki güzellikler gözümden kaçmadı tabii:

Sunum aralarını genelde kalabalık salonda, çoktandır–neredeyse 2 sene–görmediğim dostlarla sohbet ederek geçirdim. Günün devamında önce Stefan Koch‘un, arkasından Enver Altın‘ın sunumunu izledim. “Linux Nasıl Savunulmaz ve Tanıtılmaz” başlığı altında eski maceralar anlatıldı, günümüzden bir-iki sorun ortaya koyuldu; eğlenceli, güzel bir sunumdu.


Saat 15:00′tan 16:30′a kadar biraz sunumuma göz atıp, sonra da okuldan gelen arkadaşlarımı karşıladım. Sunum, 15-20 dinleyici ile geçti. Sanırım dinleyenleri günün sonunda çok sıkmadan uğurlamayı başardım. Arkasından Bilgi Üniversitesi’nden çıkıp; İstiklal’de yemekti, sohbetti, eve dönmeydi derken saat geç oldu, günün yorgunluğuyla bir güzel uyumuşum zaten.
2. Gün
İlk konuşmaya gitmek için erken kalkayım diyordum, ama yine öngörülen 15-20 dakikalık gecikme ile BS1 salonuna vardım. Cuma günküne göre birazcık daha az bir kalabalık vardı. Google’dan Jonathan Conradt‘ın sunumu ile bol bol–ve artık klasikleşmiş–”Google şöyle süper, böyle süper” söylemleri duyduk, sonra şöyle hızlıca bir Chrome bilgilendirmesi geldi. Conradt, sunumun en son kısmında web arayüzünden gönderilmiş sorulara tek tek cevap verdi, arkasından da salondakilere söz vermeye başladı. “Eee, siz şimdi tekel olmadınız mı, hani kişisel gizlilik, bik bik…” gibi klasik sorulara genelde esprili ve sakin cevaplar verdi, sıkılgan yüz ifadesinden bolca kaçındı.


Conradt’ın arkasından nargile sever insan Sebastian Kügler‘den KDE4′ün yeni cicilerini ve teknolojilerini dinledim. Bir gösterim sırasında, kendi bilgisayarında yüklü olan kararsız KDE4′ü çökertmeyi başardığı sırada, bir Fluxbox’çı olarak kara kara düşünmekteydim. Bu sırada Gökmen ile Gökçen de yanımda sunumlarına göz atıyorlardı:


Arkasından Gürer Özen‘in sunumunda İnci ile tanışma fırsatı buldum. Sunumda adı geçen özgür yazılımlar kafamda yeni yeni projeler kurmama, sonra da nasıl olsa yapacak vakit olmadığından bunlardan vazgeçmeme vesile oldu. Soru kısmında, bir seyircinin ardı arkasına gelen sorularını saymazsak, şenlikte izlediğim teknik yönden en aydınlatıcı sunumdu.

Bir arkadaşımı karşılayacağımdan, saat 15:00 gibi Bilgi’den ayrılmam gerekmesine rağmen, oyun turnuvalarından birkaç poz almadan çıkamadım açıkçası:




Böylece benim, yani nam-ı diğer #303′ün şenlik macerası burada noktalanmış oldu. İki gün boyunca dolu dolu, keyifli vakit geçirdim; ne yazık ki şenlikle ilgili hiçbir konuda yardımda bulunamadım. Darısı gelecek şenliklere artık, bu seferkinde canla başla uğraşmış herkese teşekkürler.
Son olarak (tekrardan) çektiğim tüm fotoğraflara şuradan göz atabilirsiniz. Titrek ellerim, ISO400′ler, apaçık diyafram, uzun pozlama süreleri gösteriyor ki artık yeni bir makineye ihtiyacım var. :|
Comments: none
Posted by B. Arman Aksoy @ April 21st, 2009 under Biyoenformatik, Fotoğraf, Gezegen, Google, Hayat, Linux, Türkçe.


