“Ben o kitabı çok küçükken okumuştum”
Eski dizüstümü oradan buraya taşımaktan sırt disklerimi kaydırmaya ramak kalmıştı ki, Asus EEE kod adlı güzeli gördüm. Uzun inceleme yazıları okuma seanslarının sonrasında özelliklerinin, benim için oldukça yeterli olduğuna karar verdim ve gözümü kırpmadan siparişimi veriverdim. İyi ki de yapmışım.
EEEUser Wiki ve EEE kulanıcılarının takdir edilesi azmi sağolsun, bu oyuncağı, geliştirme araçları ve tam bir masaüstü ile donatmam çok zamanımı almadı. Bu bütünleşik ve de özel donanıma bir LFS kurma işinden vazgeçip (ya da buna üşenip), bu cici bilgisayarı olduğu gibi bırakmaya ve önceden derlenmiş paketlerin keyfini sürmeye karar verdim. Yalnız, kendimi bu Xandros sistemi üzerinde bir yabancı gibi hissettiğimi itiraf etmem gerek. Sistem de beni pek benimsememiş olsa gerek ki, bir iki ayarı elle değiştirmeye kalkınca kendisi ile biraz sürtüşme yaşadık. Şu sıralar aramız oldukça iyi.
Asus Türkiye üreticilerinin Q klavyeye ekledikleri mini minnacık Türkçe karakter tuşlarına hala alışmaya çalıştığımı bir kenara koyarsak, bu kitap boyutlu ve seyahat engelsiz can yoldaşını yanımda taşımaktan oldukça memnunum.
Neyse, bunun dışında, uzun süredir yapamadığım bir yaz tatilinin acısını, bu sene çok fena çıkartmaktayım. Bu sene yaz okuluna kalmayınca, keyfimce harcayabileceğim uzun bir zaman bonusu kazanmış oldum. Bu zaman sürecinde uyku ve uyanma saatlerimi günlük olarak 4-5 merdiyen kaydıra kaydıra, en son kendimi gece saat 1′de yatar ve sabah 7 civarı da kalkar buldum–tıpkı normal bir insan gibi. Eh, fırsat bu fırsat diyip, içimde Murakami‘nin yazdığı kısa makale, The Running Novelist’in gazıyla, sabahları erken kalkıp koşmaya ve hemen ardından ham kaslarımın “laktik asit… laktik asiiiiitt….” diye haykırmalarını susturabilmek için kendimi soğuk denize atıp iki kulaç atmaya başladım. Tüm bu keyiflerin yanında, mecalsiz bir şekilde denizden çıkarken, düzenli olarak karşılaştığım ve benim üç-dört katım kadar hayat tecrübesi olduğunu düşündüğüm bir beyefendi ile hergün birer cümle uzattığımız sohbetlerimizden hiç bahsetmiyorum bile.
Öğlen dinlenmelerinin ardından akşamları ise Mind Performance Hacks adlı kitabın, ‘Seed Your Mental Random-Number Generator’ başlıklı önerisine uyup, kod yazmak için aşağıdaki gibi değişik yerlere uğramaya başladım. Turkcell’in sunduğu –nispeten pahalı ve kısıtlı olan– GPRS (Edge) pakedinin de yardımıyla, internet erişim sorunumu da az çok çözmüş oluyorum.
Okul açılana kadar bu hayatın olabildiğince keyfini sürüp, vucüt pillerini ağır sınavlara ve sıkıntılara karşı doldurmam gerekli gibi.
Dipnot: Bu girdiyi, xkcd’nin şu tespiti yüzünden, olabildiğince kısa tutmaya çalıştım, ama hala kendimden utanmaktayım :)

July 28th, 2008 at 10:57 am
Ekran kod yazmak için küçük değil mi? Rahat edebiliyor musun? Ekran boyutu / çözünürlük nasıl?
July 28th, 2008 at 4:38 pm
[...] Eski dizüstümü oradan buraya taşımaktan sırt disklerimi kaydırmaya ramak kalmıştı ki, Asus EEE kod adlı güzeli gördüm. Uzun inceleme yazıları okuma seanslarının sonrasında özelliklerinin, benim için oldukça yeterli olduğuna karar verdim ve gözümü kırpmadan siparişimi veriverdim. İyi ki de yapmışım. EEEUser Wiki ve EEE kulanıcılarının takdir edilesi azmi sağolsun, bu oyuncağı, geliştirme araçları ve tam bir [...] Kaynak [...]
July 28th, 2008 at 7:02 pm
Canavar ekranlardan sonra kucuk tabii, ama sonucta telefon hattinin bile olmadigi bir ortamda, bir kilo yukile kod yazabilecegini dusununce; bana pek de rahatsizlik vermiyor. tercih meselesi yani.