November 11, 2007

Arman’la neden iletişime geçilemez?

Filed under: Gereksiz, Hayat, Nacizane bengiller, Türkçe — Armish @ 2:43 am

Cep telefonu, ev telefonu, facebook, e-posta hepsi süper ve çok sıklıkla kullandığım kanallar, fakat bunları da bir o kadar yetersiz kullanıyorum; daha doğrusu öyle olmak zorunda kalıyor. Ee tabii bu yüzden, zaten nadir olan arkadaş topluluğum bana ulaşamadığından şikayetçi. Ben de üşenmedim, durumumu anlatayım, bir günah çıkarayım dedim.

Şimdi öncelikle şunu belirtmem gerekiyor: ben okuldaki bir genetik lab’ında gönüllü ve oldukça da istekli olarak emek vermeye başlamış bir insanım.  Burası normal, ama benim gibi yaptığı işe kafayı takan insanlar için durum anormalleşiyor. Efendim, ben bu dönem programımı mümkün olduğunca boş bıraktım ki, lab’da çalışmaya fırsatım olsun, şu kısa öğrenim hayatımda edinebildiğim kadar tecrübe edineyim diye. Durum böyle olunca haftanın oldukça büyük bir kısmını lab denilen mekanda geçiyorum. Bu ortamda benden kıdemce oldukça üstün insanlar bulunduğu için, ben bu insanların yanında telefon açmaya, geyik yapmaya çokça çekiniyorum. Zaten orada bulunduğum sürenin çoğunda ellerim dolu olduğu için; işi yarıda bırakmak, eldiveni çıkarmak, konuşmak, geri gelmek, eldiveni tekrar takmak, işe devam etmek çok bütük sıkıntı. Bu yüzendir ki, genelde yaptığım şey telefonu direk cebimden meşgule düşürmek. Bir deneyde yapılacakların ne zaman biteceğini kestirmek gerçekten çok zor. Hiç olmadık şeyle, hiç olmadık zamanlarda patlak verebiliyor - özellikle benim gibi çaylaklar için. Bu yüzden lab’dan çıkış saatim neredeyse hiçbir zaman belli değil.

Şimdiye kadar telefonunuzu açmadığım çoğunluğa hitap etmiş oldum zaten. Devam edersem;

Şu bir iki senedir inanılmaz bir unutkanlığım olduğunu söylemem lazım. “Madem meşgüle düşürdün, çıkınca ara be adam” diyenler burada haklılar, ama unutuyorum. Özellikle de cevapsız çağrılara geri dönmeyi. Mesajlar ve e-postaların bazıları için de bu geçerli. Neyse ki bazıları alışık bu duruma, benden bir sonraki gün cevap aldıklarında şaşırmıyorlar; e-postalar için bir hafta sonra bile olduğu oluyor.

Diğer bir şey, uyku düzenimin olmaması. Evet, ben bazen sabahlıyorum; sonrasında ise akşam üstü yatıp, gece kalkıyorum. Bazen tam tersi oluyor. Bu yüzdendir ki, akşam 9′da aç(a)madığım bir telefon, benim için dünde kalmış olabiliyor.

Çok olmasa da, hoşlanmadığım insanlara telefonu açmadığım da doğru.

Size geri dönmememin bir sebebi de utancım olabilir. Yukarıda saydıklarımdan birini veya birden fazlasını yaşattığım bir insana karşı inanılmaz mahçup oluyorum, o insana ne yazacağımı/söyleceğimi bir türlü kesinleştiremiyorum.

Neyse böyleyken böyle,  umarım sizlerin anlayış sınırlarını zorlamıyorumdur; lütfen beni mazur görünüz.

November 3, 2007

Nuh’un Gemisi(ymiş-miş)

Filed under: Bilim, Gezegen, Türkçe — Armish @ 11:12 pm

İki hafta mıydı, üç hafta önce miydi tam bilemeyeceğim; devletimizin Nuh’un Gemisi adı altında, herkesin kullanımına açık bir biyoçeşitlilik veriatabanını internet üzerinde yayına soktuğunu öğrenmiştim. Öğrenmekle kalmayıp, veritabanınını incelemek için hemen web sayfasını ziyaret ettim; hatta kayıt için kullanıcı kayıt formunu bile güzel güzel doldurdum. O zaman öğrendim ki, kullanıcı kayıtları yönetimin elinden geçiyormuş: yaklaşık olarak bir haftalık bir onay süreci olacağını öğrendikten sonra, azıcık daha sabretmeye ve bir hafta beklemeye karar verdim.

Bugün kaydımın üzerinden yaklaşık 2-3 hafta geçmiş oluyordu ki, unuttuğum bu veritabanı yeniden aklıma düşüverdi. Belki kabul etmişlerdir de, e-posta kaybolmuştur diye umup giriş yapmayı denedim, olmadı. Sonra gidip bir daha kayıt yaptırayım dedim, kullanıcı adımın kullanıldığını söyledi. Demek ki, önceki kaydım bir yerlerde saklı duruyor ve de sevgili yetkililerin onayını bekliyor. Öyle kalakaldım.

E be canım yetkililer ben size ne diyeyim? Madem güzel bir işin altına giriyorsunuz, bari o işi güzel yapın ki anlamı olsun. Mis gibi veritabanı (umarım öyledir) orada kuzu kuzu duruyor, sizin o güzel keyfinizin gelip kullanıcıları onaylamasını bekliyor. Yazık değil mi?

Şikayetçiyim hakim bey, yapın bir güzellik…

Proudly powered by wordpress - Theme by neuro
Edited by me