Önüne yığılmış bir sürü verinin altında ezilmesini beklediğimiz bir bilgisayar üst lisans öğrencisinin çok sırıtık bir ifadeyle bana, kendisine hediye edilmiş bir dizüstünü gösterdiği, bu kişinin onca bilgisayar bilgisine karşı güzel teoremlerden haberdar olmadığı, yine bu kişinin önündeki biyolojik veriyi işleyebilmesi için önce biraz biyoloji sonra da veri madenciliği konusunda yetkin hale gelmesinin biraz zaman alacağını göremeyen üst düzey insanların bulunduğu, bu üst düzey insanların mevzu bahis şahısa güzelce bir para ödediği, üst düzey insanların insanla ilgili bilgilere -bir hastalık nedeni araştırması için bile olsa- tonlarca para ödemek zorunda bırakıldığı ve bunu görerek onların da kendi bilgilerini gizli mi gizli tutmak için çaba harcadığı, bu işe çok para yatırdıkları; bir tasarım firmasının aptal bir web sayfasına pişkinlikle bir servet istedeği, yapılacakların servete hiç mi hiç değmediği, bazı insanların aynı işleri karın tokluğuna yapmak zorunda bırakıldığı, gereğinden fazla çalışan insanın ezildiği ve garipsendiği, iyiliğin hor görüldüğü, yobazlığın açık zihinlilikten daha çok kapı açtığı … bu dünyada, insanın bazen yanlışın kendisi olduğuna inanası geliyor, Yavuz Çetin’den bir iki parça dinleyesi tutuyor sanki.

fistan.