April 25, 2006

‘Code Monkey’ like you lots

Filed under: Hayat, Kitap, Projeler — Armish @ 12:48 pm

Dün slashdot‘ta görmüştüm, indirmiştim; unutmuşum. Az önce dinledim ki eğlenceli ve hoş bir şarkı müzik olmuş. Az önce de gördüm ki Jonathan Coulton‘un Code Monkey’si wikilenmiş. Bir de güzel çizim eklemişler ki, şu günlerdeki duygu ve düşüncelerimi yeterince açıklıyor bu eğlencelik şeyler.

The Jargon File defines a code monkey as:

    1. A person only capable of grinding out code, but unable to perform the
higher-primate tasks of software architecture, analysis, and design. Mildly
insulting. Often applied to the most junior people on a programming team.
    2. Anyone who writes code for a living; a programmer.
    3. A self-deprecating way of denying responsibility for a management decision,
 or of complaining about having to live with such decisions. As in “Don't ask me
 why we need to write a compiler in COBOL, I'm just a code monkey."

Kaynak: Wikipedia
 

Bununla beraber yaklaşık 1 aydır didindiğim şirkete özel, kendi LAMP’im uzerinde geliştirdiğim bir müşteri yönetim programını, bitmesi vesilesi ise şirketin kiraladığı Windows sunucuna taşıdık. Taşıdık ama bazı kısımları çalışmamaya başladı. Allahım, insanlar sunum beklerken çirkin kodlarımı ayıklamak hiç de hoş değildi doğrusu. Özellikle kullanıcı ekleme kısmındaki sorun, tüm güzelliği bozdu, niye? Çünkü, demo yapabilmek için PhpMyAdmin’den elle kullanıcı girmek zorunda kaldım. Neyse, geçti gitti; ben 1 saat kodlarla uğraştım durdum. Orasını mıncıkladım burasını mıncıkladım, iih iih. En son, favori php debugger’im

die( var_dump( $_SESSION ) )

ikilisi ile durduk yerde değişen SESSION bilgilerini “dd” “p” yardımı ile satır satır taramaya başladım. Sonra şunu farkettim ki, Linux&Apache ikilisinde var_dump($_SESSION) şuna benzer bir çıktı verirken:

array(8) {
  ["hata"]=>
  string(0) “”
  ["mtno"]=>
  string(1) “1″
  ["sNo"]=>
  string(1) “1″
  ["yetki"]=>
  string(1) “4″
  ["ad"]=>
  string(11) “Arman Aksoy”
  ["kullanici"]=>
  string(6) “armish”
}

Sevgili Windows sunucumuzda şöyle bir çıktı alıyoruz:

array(8) {
  ["hata"]=>
  &string(0) “”
  ["mtno"]=>
  &string(1) “1″
  ["sNo"]=>
  &NULL
  ["yetki"]=>
  &string(1) “4″
  ["ad"]=>
  &string(11) “Arman Aksoy”
  ["kullanici"]=>
  &string(6) “armish”
}

Ne zaman referansladim ki bu $_SESSION şeysini derken farkettim ki Windows sunucumuzdaki $_SESSION["yetki"], aslinda $yetki ‘nin referansı olarak değerlendiriliyormuş (yanlış söylemediysem elbette). Bir de sen gel $yetki değişkini programda değiştir, sonra didin dur $_SESSION["yetki"] neden değişir durduk yerde diye. Niye böyle birşey var hiç bilmiyorum,merak da etmiyorum açıkçası. Ne de olsa, ne Windows sunucu ayarlarından anlıyorum ne de birşeyinden. Ama şu üstteki olay pek hoş bir deneyim değildi benim için, açıkçası.

Haftada yaklaşık 6 saatimi harcadığım otobus boşluklarında, müzk&kitap ikilisi denemelerim hala sürmekte. Geçenlerde, hafif ve eğlenceli olsun diye aldığım “Alice’s Adventures in Wonderland” adlı Lewis Caroll kitabı beni yedi bitirdi. Ne ingilizcesinden birşey anlayabildim, ne de hikayesinin neden, nereye, nasıl bağlantılı olduğundan. Kitap bitti, geldim kitapla ilgili notları falan okudum internetten ki, gerçekten aklımda kaldığı gibi bir çocuk kitabı değilmiş bu güzide eser. Ayrıca içindeki çizimleri çok çok güzel bulduğumu da belirtmeliyim*. En yakın zamanda, bir elimde sözlük önümde internet, kitabın herşeyini baştan aşağı yeniden okumayı düşünüyorum. Ki daha, “Through the Looking Glass” duruyor raflarda…

Cumartesi 1 hafta tatil var, yippooiiooiiooii !?!

April 11, 2006

Farkındalıklar

Filed under: Gereksiz, Hayat — Armish @ 5:05 pm

Evvel zaman içinde çaylak olmaya hazırlanan istekli bir programcı, “kendimi geliştireyim” diye bir firmada çalışmaya başlamış. Firma ondan gündelik ve zor olmayan değişikler, programcıklar yazmasını istiyormuş. Ustalara çok özenen, onları saygıyla izleyen çaylak-adayı onlar gibi kod yazmaya çalışıyormuş.

Birgün firmanın herşeyi otomatikleştirmek isteklerine hitaben küçük birşey hazırlamış. Artık çaylak-adayı yazdığı kodların bir seviyeye ulaştığını düşünüyormuş, bu projeden sonraki herşey hakikaten güzel görünüyormuş ve işin en güzel yanı zor işlerin çoğu otomatikleştirilmiş halde işliyormuş.

Sonra patron gelmiş, çaylak-adayının yaptığı işi beğenmiş, sonra demiş ki “şurası biraz daha hede olsa?”. Çaylak-adayı oranın biraz daha hede olması için, koda hiç beğenmediği şeyler eklemiş. Ertesi gün, patron aramış “hödö’yü yapabilir misiniz” demiş. Yazdığı programın o işi gördüğünü anlatmaya çalışan çaylak-adayı yazdığı şeyleri sadece kendisinin kullanacağını biraz olsa da anlamış.

Birkaç gün daha geçmiş, patron yine aramış “biraz da orası züp züp olsa” demiş, çaylak-adayı koda bir iki anlamsız ekleme daha yapmış. Bir süre geçmiş patron yine aramış, …

Gün gelmiş çaylak-adayı yazdığı kodlara bir bakayım demiş ki, herşeyin neredeyse statik olarak işlediğini görmüş. Sonra düşünmüş çaylak-adayı, “ben en başından niye o kadar uğraştım ki?”. Uzunca bir süre daha anlamsız, işlevsel olmayan kodlar yazdıkça ve bu işleri insanların “daha çok” hoşuna gittiğine görünce; gökyüzüne bakmış, biraz düüşündükten sonra azıcık da olsa aydınlanabilmiş bu çaylak-adayı.

Canım ciğerim emektar gd75‘im sonunda aramızdan ayrılma sinyalleri vermeye başladı. Geçen gün yaklaşık 10 dakika süren bir açılmama sürecinden sonra artık her açıldığında kendini sıfırlayan bir telefon haline geldi. Şöyle ilginç birşey oldu ki, her seferinde kendisini 00:00′dan başlattığı ve benim telefonu yatarken kapatmam, uyanınca da açmam ile birlikte kendisini bana bağlı bir uptime bildiricisi haline gelmiş oldu. Böyle de düşünür beni bu telefon, bir yandan bozulur bir yandan eğlencelik şeyler yaratır.

ihh…

April 4, 2006

Ders mers

Filed under: Hayat — Armish @ 1:35 am

İnternete bağlı bir bilgisayar başında ders çalışmak çok zevkli. Genel olarak tab durumum şöyle oluyor:

Ders Mers

Bir de son güne bırakmadıysam: o terim neydi, bu bilim adamı ne yapmıştı, resimlerine de bakayım derken interaktif bir şekilde eğleniyorum. Sonra da bilmiş bilmiş davranmak cabası… ?!?

Neyse, işe başlamamla beraber bir anda boş zamanlarım kökünden budanmış oldu ki, gerçekten tek kafa dinleyebildiğim zamanlar otobüste işyerine gidip/gelirken cd çalarım, kitabım ve zar zor bulduğum koltuğum bana eşlik ediyorlar. Bir de sınavlar başladı ki onu bunu hiç sormayın, kafamı kaldıramıyorum derslerden.

Bunun yanında dersler birbirlerine girmeye başladı daha ikinci dönemden. Tabiri caizse bir genetikçi olarak 2. dönemimde aldığım derslerden başlıcaları şöyle: biyoloji, fizik, kimya ve matematik.

Biyoloji’nin ilk konularında entropy’di, entalphy’di bayağı bir didiklemiştik konuyu. Sonra fizikte thermodynamics konusunda bu olayları daha ciddi bir şekilde işledik. Tam bitti mi acaba derken bir baktım şimdi de kimya’da aynı konuyu farklı yaklaşımlarla işliyoruz. Şikayetçi değilim tabii ki, en azından bilmediğim konulara çalışmaktan iyidir. Bu bir örnekti, bir de vektörler falan var mesela. Geçen dönem öğrendiğimiz ama bende daha yeni yeni oturmaya başlamış olan dot product’ti, cross product’ti falan bir baktım bu sefer matematikte işleniyor. Oh ne ala. Sonra fizikte elektrik konusunda kimyadan biyolojiden can alıcı örnekler verilir oldu. Şimdi neye çalışıyorsun deseniz kesin birşey diyemem, hepsi ortak oldu bir anda.

Şu haftaki sınavlar bir bitsin haftasonu film festivaline atıyoruz kendimizi. Yippuyey!

April 1, 2006

OMG!!! Ponies!!!

Filed under: Blogroll — Armish @ 9:44 am

pempe pempe Slashdot. kutlu mutlu olsun.

Proudly powered by wordpress - Theme by neuro
Edited by me