dinlenti
Salı gününden beri süren yoğun final dönemi nihayet dün bitti. Artık uykusuzluğun ve nescafe tiksintisinin en son kademelerine ulaşmıştım zaten. Neyse ki vucüt o kadar isyan etmedi de, eve ulaşana kadar ayakta durabilecek, insanlarla muhabbet edebilecek kadar zihnim açıktı.
Bu uykusuzluk garip bir psikoloji yaratıyor sanki insanda. Böyle gözlerin altı mor, omuzlar düşük, gözler yarım, aptal bakışlı dolaşırken; insanların “ne kadar yorgun görünüyorsun” demelerini, onlara cevap olarak “abi, bilmem kaç saattir uyumadım” demeyi istiyor insan. Bir garip yan da bu _bilmem kaç_ saatin çoğu kişiler için gurur meselesi olması. Bu saatler ne kadar artarsa o kadar dirençli, güçlü ve istemli bir insan olduğunuzu kanıtlıyormuşunuz gibi geliyor sanki. O yüzden dikkat edip, yorgun herkese soruyorum bu tip sorular, gururlarını okşuyorum. Eğlenceli oluyor, hem de insanlığın dayanma sınırları ile ilgili güzel veriler elde etmiş oluyorsunuz.
Annemlerle beraber dönecektik G.Antep’e, pazartesi günü. Sonra hava durumu haberleri gözümüzü korkuttu, dün döndük. Bayağı rahat oldu. Bilmeyenlere söyliyeyim: G.Antep havaalanındaki bir mekanizma eksikliğinden dolayı kötü hava şartlarında uçaklar rahat rahat iniş yapamıyorlar. Kullandığınız hava yolu şirketine bağlı olmaklar birlikte kendinizi bir anda beklemediğiniz bir şehirde bulabiliyorsunuz, bu yüzden. Mesela THY bu durumlarda Adana’ya inmeyi tercih ederken, Onur Air İstanbul’a geri dönmeyi tercih ediyor. Neyse ki doğa ana izin verdi de G.Antep’e inmeyi başardık. Eve gelince bir banyo yapıp, yatağa doğru bayıldım zaten ben. Şimdi önümde 3 haftalık bir dinlenme zamanı var. Bakalım bu sefer ne kadar boş geçirebileceğim bu dönemi.
– PAUSE –