
Bugün babamla konuşurken kendisi şöyle bir istekte bulundu:
~ Olum, herşey iyi güzel de şu uyku düzenini de bir ayarlasan diyorum?
Dolayısı ile - büyük ihtimalle çoğunuza tanıdık gelecek - bu sorun karşısında, yoğun bir beyin fırtınası yaşadım. Sonra geceleri bilgisayar başında; neden gözlerim kızarıncaya, beynimin arka tarafında bir ağrı duyuncaya ve esneme krizlerine girene kadar oturduğumu düşündüm, nedenler aradım. Buldum da, bazı nedenler. Ama bunları insanlara anlatınca bir garip bakıyorlar (bir garip bakılmaya da alıştık artık).
Gece yarılarında oturmayı seviyorum çünkü, gün boyunca kendime ayırabileceğim zamanı anca bu saatlerde doya doya yaşayabiliyorum. Kulaklığımı takıp, istediğim müziği dinleyebiliyorum; ne kapı, telefon çaldı mı derdi, ne içeriden beni çağırdılar mı derdi, ne de insanlar ne diyor acaba derdi kalmıyor gece saatlerinde. Evdeki bireyler yatağında mışıl mışıl uyurken, bu tür kesintiler azalıveriyor dolayısı ile. Kesintiler azaldıkça daha rahat konsantre olabiliyor insan, iki de bir bilgisayar başından kalkmayınca, nerede kaldım acaba diye düşünmedikçe O’Reilly kitaplarını en ince ayrıntısına kadar okumak daha zevkli oluyor açıkçası.
Licq, aMSN gibi hızlı mesajlaşma araçlarını daha rahat açabiliyorum bu saatlerde. Zaman öldürmek için yapılan geyiklerden arınıyor bu saatlerde muhabbetler. İnsanlar daha bir ihtiyaçlarına, bilgi edinmeye yönelik veya yoğun düşüncelerden arınmak için muhabbet ediyorlar ki, keşke sürekli çevremde bu tür muhabbetler dönse.
İnternet dünyasında olaylar daha bir yavaş gelişiyor sanki. Haberleri, dökümanları okumak kolaylaşıyor. Sabah kalktığınızda ise, tamamen farklı bir dünyayla karşılaşıyorsunuz. Yatmadan önce gezdiğiniz sitelerin çoğu güncellenmiş oluyor, yeterince uyursanız televizyondaki “dişi yakarış” tarzı programları es geçmiş oluyorsunuz. İşin garip kısmı ise, siz uyandığınızda öğlen molasındaki insanlarla karşılaşmak. Onlar güne sizden bir 5-6 saat önce başlamış oluyorlar ve sizin fazla uykudan şişmiş veya az uykudan morarmış göz altlarınıza bakıp eğlenceli tepkiler veriyorlar.
Aklımda daha birşeyler vardı ama, gelmedi şimdi.
O değil de, sizce de kola ve leblebi süper bir ikili olmuyorlar mı?
