January 31, 2006

Goobuntu

Filed under: Linux — Armish @ 8:55 pm

Öngörüldüğü gibi Google, masaüstü işletim sistemi projesi için Ubuntu dağıtımı üzerinde çalışmaya başlamış. Merakla bekliyoruz.
Uzun uzun okumak için tık tık.

January 30, 2006

gece, kola, leblebi, soda

Filed under: Hayat — Armish @ 4:39 am

Uykusuzluk
Bugün babamla konuşurken kendisi şöyle bir istekte bulundu:

~ Olum, herşey iyi güzel de şu uyku düzenini de bir ayarlasan diyorum?

Dolayısı ile - büyük ihtimalle çoğunuza tanıdık gelecek - bu sorun karşısında, yoğun bir beyin fırtınası yaşadım. Sonra geceleri bilgisayar başında; neden gözlerim kızarıncaya, beynimin arka tarafında bir ağrı duyuncaya ve esneme krizlerine girene kadar oturduğumu düşündüm, nedenler aradım. Buldum da, bazı nedenler. Ama bunları insanlara anlatınca bir garip bakıyorlar (bir garip bakılmaya da alıştık artık).

Gece yarılarında oturmayı seviyorum çünkü, gün boyunca kendime ayırabileceğim zamanı anca bu saatlerde doya doya yaşayabiliyorum. Kulaklığımı takıp, istediğim müziği dinleyebiliyorum; ne kapı, telefon çaldı mı derdi, ne içeriden beni çağırdılar mı derdi, ne de insanlar ne diyor acaba derdi kalmıyor gece saatlerinde. Evdeki bireyler yatağında mışıl mışıl uyurken, bu tür kesintiler azalıveriyor dolayısı ile. Kesintiler azaldıkça daha rahat konsantre olabiliyor insan, iki de bir bilgisayar başından kalkmayınca, nerede kaldım acaba diye düşünmedikçe O’Reilly kitaplarını en ince ayrıntısına kadar okumak daha zevkli oluyor açıkçası.
Licq, aMSN gibi hızlı mesajlaşma araçlarını daha rahat açabiliyorum bu saatlerde. Zaman öldürmek için yapılan geyiklerden arınıyor bu saatlerde muhabbetler. İnsanlar daha bir ihtiyaçlarına, bilgi edinmeye yönelik veya yoğun düşüncelerden arınmak için muhabbet ediyorlar ki, keşke sürekli çevremde bu tür muhabbetler dönse.
İnternet dünyasında olaylar daha bir yavaş gelişiyor sanki. Haberleri, dökümanları okumak kolaylaşıyor. Sabah kalktığınızda ise, tamamen farklı bir dünyayla karşılaşıyorsunuz. Yatmadan önce gezdiğiniz sitelerin çoğu güncellenmiş oluyor, yeterince uyursanız televizyondaki “dişi yakarış” tarzı programları es geçmiş oluyorsunuz. İşin garip kısmı ise, siz uyandığınızda öğlen molasındaki insanlarla karşılaşmak. Onlar güne sizden bir 5-6 saat önce başlamış oluyorlar ve sizin fazla uykudan şişmiş veya az uykudan morarmış göz altlarınıza bakıp eğlenceli tepkiler veriyorlar.

Aklımda daha birşeyler vardı ama, gelmedi şimdi.

O değil de, sizce de kola ve leblebi süper bir ikili olmuyorlar mı?

January 27, 2006

gece yarısı eğlencesi

Filed under: Linux — Armish @ 2:12 am

Gmail hesabımdaki e-postaları okurken, cdili grubuna atılan bir cevap sayesinde şu muhteşem sayfayı öğrenmiş bulundum:

The Tanenbaum-Torvalds Debate

Nedir mi? Adı üzerinde, genellikle Tanenbaum ve Torvalds arasında olan ama bir o kadar şu anda popülerliği tavana vurmuş kişiler arasında geçen, Linux konulu ama öğretici, düşündürücü ve de bilgi tazeleyici bir tartışma.

hoş şeyler.

January 23, 2006

php 5.1.2

Filed under: Linux — Armish @ 4:20 am

Hani olur ya, gecenin bu saatinde php-5.1.2′yi derlemeye çalışırken make install esnasında şöyle bir hata alanınız olursa:

Installing PEAR environment:      /opt/LAMP//lib/php/
[PEAR] Archive_Tar    - installed: 1.3.1
[PEAR] Console_Getopt - installed: 1.2

Fatal error: Call to undefined method PEAR_Registry::packageinfo() in
 phar://install-pear-nozlib.phar/PEAR/Dependency2.php on line 659
make[1]: *** [install-pear-installer] Hata 255
make: *** [install-pear] Hata 2

export LC_ALL="C"
export LANG="C"
make install

deyiversin, geçiyor.
hadi bakalım.

January 22, 2006

dinlenti

Filed under: Gereksiz, Hayat — Armish @ 12:34 pm

Salı gününden beri süren yoğun final dönemi nihayet dün bitti. Artık uykusuzluğun ve nescafe tiksintisinin en son kademelerine ulaşmıştım zaten. Neyse ki vucüt o kadar isyan etmedi de, eve ulaşana kadar ayakta durabilecek, insanlarla muhabbet edebilecek kadar zihnim açıktı.

Bu uykusuzluk garip bir psikoloji yaratıyor sanki insanda. Böyle gözlerin altı mor, omuzlar düşük, gözler yarım, aptal bakışlı dolaşırken; insanların “ne kadar yorgun görünüyorsun” demelerini, onlara cevap olarak “abi, bilmem kaç saattir uyumadım” demeyi istiyor insan. Bir garip yan da bu _bilmem kaç_ saatin çoğu kişiler için gurur meselesi olması. Bu saatler ne kadar artarsa o kadar dirençli, güçlü ve istemli bir insan olduğunuzu kanıtlıyormuşunuz gibi geliyor sanki. O yüzden dikkat edip, yorgun herkese soruyorum bu tip sorular, gururlarını okşuyorum. Eğlenceli oluyor, hem de insanlığın dayanma sınırları ile ilgili güzel veriler elde etmiş oluyorsunuz.

Annemlerle beraber dönecektik G.Antep’e, pazartesi günü. Sonra hava durumu haberleri gözümüzü korkuttu, dün döndük. Bayağı rahat oldu. Bilmeyenlere söyliyeyim: G.Antep havaalanındaki bir mekanizma eksikliğinden dolayı kötü hava şartlarında uçaklar rahat rahat iniş yapamıyorlar. Kullandığınız hava yolu şirketine bağlı olmaklar birlikte kendinizi bir anda beklemediğiniz bir şehirde bulabiliyorsunuz, bu yüzden. Mesela THY bu durumlarda Adana’ya inmeyi tercih ederken, Onur Air İstanbul’a geri dönmeyi tercih ediyor. Neyse ki doğa ana izin verdi de G.Antep’e inmeyi başardık. Eve gelince bir banyo yapıp, yatağa doğru bayıldım zaten ben. Şimdi önümde 3 haftalık bir dinlenme zamanı var. Bakalım bu sefer ne kadar boş geçirebileceğim bu dönemi.

– PAUSE –

January 16, 2006

GPLv3 Draft#1

Filed under: Linux — Armish @ 11:23 pm

Az önce posta kutumda gördüm, yazayım dedim. GPLv3‘ün ilk taslağı bugün duyurulmuş. İnsan yorum yapmak istiyor tabii, ama önce GPLv2‘yi baştan sona okumakta fayda var.

Zor işler…

Bir web sayfası ne kadar güzel?

Filed under: Bilim — Armish @ 5:14 pm

Buna, yaklaşık olarak 50 milisaniyede karar verdiğinizi biliyor muydunuz?
BBC News‘taki bu habere göre, bir kullanıcı için sayfanın kendisinde bıraktığı ilk izlenim çok önemli imiş.

Hmm, artık sadelik yerine şaşalı şeylere mi kaysak, ne yapsak?

January 13, 2006

Genetik biliminin yarattığı ucubeler #bilmemkaç

Filed under: Bilim — Armish @ 4:00 am

Sırtında insan kulağı olan fareden sonra şimdi de ilgi çekici bir başka hayvan daha: Parlak mavi ışıkta, yeşil yeşil paralayan domuzlar.

Nasıl mı? Pek şeker, denizanalarından alınan genlerle hazırlanan 265 embriyonun 8 domuza enjekte edilmesi, bunların 4′ünün hamile kalması ve çıkan 3 domuzun iç organlarının da dahil olmak üzere uygun ortamda yeşil yeşil parlayabilmesi ile başarılmış bu iş, Tayvanlılar tarafından.

Tebrik ettik kendilerini, ki zira bu sayede yeşil yeşil görülmesi kolaylaşan genetik materyal, canlıya yeni eklenen kök hücreninkilerden kolaylıkla ayırt edilebileceği için bu hücrenin gelişimi de kolaylıkla izlenebilecek. Daha sonra bu kolaylık, tabii ki de hastalıklarla ilgili çalışmalarda yarar sağlayacak.

İşte öyle günlük…

Sonunda

Filed under: Gereksiz — Armish @ 12:58 am

The Chronicles of Narnia: The Lion, The Witch and The Wardrobe

Çok klasik başlık oldu ama ne yapalım. Yarın beklenen film vizyonda. Ama cumartesi izleyebileceğim sanırsam. Dur bakalım…

January 3, 2006

Yeni yıl, yeni şeyler

Filed under: Blogroll — Armish @ 8:29 pm

2006 da yaptık seneyi. Biraz geç de olsa herkese iyi seneler.

Geçen gün Emre Sevinç sayesinde öğrendiğim, o günden beri masaüstümde bana cici cici bakan God’s Debris kitabını okuyup bitirebildim. Oldukça hoştu. Kitap boyunca bazı genel felsefi sorunlara ilgi çekici yaklaşımlar buldum. Kitabın ismini aldığı bölüm ise zaten başlı başına şok ediciydi. Bir de sonlardaki Relationships bölümünde yazılanlar çoğu kişinin okuması gereken cinstendi.

Bunun yanında, korku edebiyatı konusunda ilgili olanlar daha önce de özene bezene bahsettiğim Karanlıkta 33 Yazar adlı eseri indirimli şekilde, kitapevlerinde bulabilirler bu günlerde. Yılbaşında arkadaşıma hediye ararken gördüm, yaklaşık 20 milyonluk bir indirime girmiş. Daha ne olsun.

Geçen hafta OpenOffice.org ve yeni HP Deskjet 3940 yazıcımla 10 üzerinden 2-3 puana mal olucak maceralar yaşadım. Biyoloji Lab. ı için her hafta yazmamız gereken raporumu, son gün gecesinde kuzu yazıyordum ki uyku ağır geldi. Sabah kalkar devam ederim dedim. Yattım, kalktım bilgisayarı açtım ama rapor açılmıyor! İçinde bolca resim/grafik/metin/tablo bulunan raporumu açmaya çalışan pek sevgili OpenOffice.org çakılıp kalıyordu. Gittim, oda arkadaşlarımın farklı sürümlerdeki ve dillerdeki OpenOffice.org’larında da denedim ama hep aynı. Gerek Win gerek Linux. Böylece raporum direk bir gün gecikmiş oldu. Sonra açtım zip olarak content.xml ‘den eski yazdıklarımı yeni rapora kopyaladım. Tam resimleri ekliycem yine dondu. Yine başka bilgisayarda denemeler, yine sonuç alamamalar. Daha fazla gecikirse, alınmayacak raporumu resimsiz götürmek zorunda kaldım. O telaşta ilk denemelerini yaşıyan yazıcımı da tak-çalıştır mantığı ile kullanamam sinirlerimi iyice bozdu. Neyse, arkadaşlar bugünler içindir.

Asıl aklımda olan üsttekiler yazmaktı tabii, ama Blog’uma Login olunca gördüm ki WordPress 2.0 sürümünü duyurmuş. Ne iyi etmiş, hemen güncelledim. Tek adımda da güncellemeyi başarı ile tamamladı, daha da sevindirik oldum.

Şimdilik bu kadar. TAMAM.

Proudly powered by wordpress - Theme by neuro
Edited by me